Ahi Şerafeddin - Arslanhane Camii, 2022, Karışık Teknik, 41.5x69 cm
Anadolu’da eski Yunan şehirlerinin tiyatro, agora ve tapınakları Roma döneminde çok değişikliğe uğramadan kullanılmışken, Bizans döneminde tapınaklar kiliseye, Türkİslam döneminde de kiliseler camiye çevrilmiştir. Yıkıntılardan alınan taşları ve mermerleri yeni yapılar için malzeme olarak kullanmak her zaman kolaylık sağlamıştır. Türk
çağlarında Hıristiyanlığa ait semboller taşıyanlar dışında, motifli taşlar ve heykeller bazen bir yapının girişine, bazen bir sokağın köşesine süs olarak konulmuştur. Anadolu şehir ve
kasabalarında tuhaf ve ilginç görünümler oluşturan bu uygulamaların, tarihi eserlerin bir kısmının tamamen yok olmasını engellediği söylenebilir. Bu tür örnekleri çokça gösteren
yerlerden biri de eski Ankara’dır. Ahi Şerafeddin Camii veya halk arasındaki adıyla Arslanhane Camii; Ankara Kalesi’nin güney ucunda yer alan 13. yüzyıla ait bir camidir. Anadolu
Selçuklu devrinin içi ahşap direkli, ahşap tavanlı camilerindendir. Şehrin en eski ve önemli yapılarından biri sayılır. 2023 yılı itibarıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan
kültür varlıklarındandır. Caminin kuzeydoğusunda bulunan Ahi Şerafeddin Türbesi’nin dış duvarındaki Roma dönemine ait aslan heykeli nedeniyle “Arslanhane” adıyla anılır.
Arslanhane Camii, Anadolu’ya 11. yüzyılda gelen Türk’lerin daha önce yaşadıkları bölgelerdeki yapıları örnek alarak yaptıkları bu cami günümüze ulaşabilmiştir. 24 ahşap ayağı olan,
dikdörtgene yakın (21,50 metre x 25,00 metre) Bazilikal planlı sade bir yapıdır. Ahşap sütunları, üst üste konulmuş tahtalarla yapılmış tavanı, ahşap minberi ve alçı mihrabı nedeniyle
Ankara’daki Selçuklu eserlerinin en görkemlisidir. Yapının kuzey doğu köşesinden yükselen tek minaresi vardır. Kalın yuvarlak gövdeli minare, sekizgen bir kaide üzerinde yükselir.
Kaide, Roma ve Bizans döneminden alınmış malzemelerle birlikte moloz taş ile örülmüştür. Gövde kısmı, doğu ve batı kapılarındaki gibi patlıcan moru ve firuze renkli çinilerle
ve tuğla ile örülmüştür. Cami, kıble duvarına dik olarak dört sırada yer alan 24 ahşap sütunla beş bölüme ayrılmıştır. Orta bölüm yan bölümlerden daha geniş ve yüksektir. Ahşap
sütunlar Roma dönemine ait taş sütun başlıkları ile bitirilmiştir. Tavan, ahşap konsol ve kirişlerle düz olarak yapılmış ve üzeri kiremit ile kaplanmıştır. Ahşap tavanda depremlerden
dolayı ya da oluşabilecek kaymayı veya oynamayı belirten tek parça ağaçtan yapılmış bir madalyon vardır. Mozaik çinilerle kaplı mihrap, Anadolu’daki Selçuklu mihraplarının en
güzellerinden biri olarak kabul edilir. Mihrabın süslemesinde alçı da kullanılmıştır. Caminin minberi, Selçuklu devrinin tipik özelliklerini yansıtan, ceviz ağacından yapılmış orta boy
bir minberdir. “Kündekâri minber” devrinin en başarılı örnekleri arasında gösterilir. Üzerindeki kitabeye göre 1290 yılında Mehmed b. Ebû Bekir adında bir marangoz tarafından
yapılmıştır. Bahçesinde, minare altında üç ve doğu cephesinde üç olmak üzere toplam altı adet mezar vardır. Yapının kuzeyinde küçük bir meydan ile Ahi Şerafettin Türbesi yer alır.
Arslanhane Camii’nin yapım tarihi ve kim tarafından yaptırıldığı konusunda kesin bir bilgi yoktur. Yapıda bulunan iki adet kitabe doğrultusunda yapılış tarihi ile ilgili farklı
görüşler ileri sürülmüştür. Yapının minberindeki kitabeyi temel alan araştırmacılara göre cami Selçuklu Sultanı Mes‘ûd b. Keykâvus (II. Mes‘ûd) zamanında, 1289 -1290’da Ahi
Hüsameddin ve kardeşi Ahi Hasaneddin tarafından yaptırılmış; yapının batı cephesindeki kitabeyi temel alanlara göre 13. yüzyılın başlarında, Emir Seyfeddin Ay-aba tarafından
yaptırılmış; 1280-1290’da ise onarılmıştır.
Kaynakça: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (Semavi Eyice)
Erman Tamur, Ankara Aslanları, Kebikeç Dergi, yıl 2015, sayı 40
Yılmaz, Mehmet Emin (Kasım 2011). “Ankara’da Selçuklu Mirası: Arslanhane Camii (Ahi Şerafeddin)”. Yedikıta. ss. 58-62. 15 Şubat 2020
Akşit, Ahmet (2018). “Arslanhane Camii’nin İnşa Tarihine Dair Notlar”. Selçuklu Araştırmaları Dergisi, 9. Selçuk Üniversitesi. ss. 172-180.