Anafartalar Caddesi, 2022, Karışık Teknik, 51x88.5 cm
Ulus Meydanı’nı Samanpazarı Meydanı üzerinden Talatpaşa Bulvarı’na bağlayan yaklaşık 1,5 km uzunluğundaki Anafartalar Caddesi, günümüzde ticari merkez olarak öne çıkmış
durumdadır. Sadece caddenin kendisi değil, caddeye bağlanan sokakların her birinin kendi alanında uzmanlaşmış çarşılara açılıyor olması, Anafartalar Caddesi’ni birçok iş
kolunu kapsayan geniş bir çeşitliliğin merkezine yerleştirmiştir.
1916 Hisarönü, 1922 Sovyet Elçiliği ve 1929 Tahtakale yangınları sonrası açılan alanlar bir bakıma caddenin imarını kolaylaştırmıştır. Caddede ilk istimlak dalgası, Hermann
Jansen planı uyarınca 1935 yılında yaşanmış, bunu 1959 yılındaki ikinci istimlak dalgası takip etmiştir. Başlangıçta çoğu Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi yapılarının kapladığı cadde,
kısa zamanda vatandaşın rahatça dolaşabileceği kaldırımlar yapılarak genişletilmiştir. Aynı tipte tenteleriyle dikkat çeken ve vitrinlerinde değişik ürünler sergileyen dükkânlar hızla
cadde üzerinde çoğalmaya başlamıştır. Yusuf Ziya Bey’in tuhafiye dükkânı, Kohen Efendi’nin kunduracı dükkânı ve Ankara’nın ilk eczanesi olan İstanbul Eczanesi bu dükkanların
en bilinenleridir.
Cumhuriyetin ilanı ve başkent olması sonrası elçiler, milletvekilleri, bürokratlar derken Ankara’da elit bir kesim oluşmaya başlamıştı. Erkeklerin takım elbisesiz ve kravatsız
gezmediği, saçların briyantinli olduğu, kadınların şık tayyörler içinde olabildiğince süslü dolaştıkları İstanbul’da eski Beyoğlu ne ise, Ankara’da da Anafartalar Caddesi oydu. Batı
tarzı yaşam, balolar, tiyatrolar, konserler, kayak, tenis ve at yarışları popüler kültürün parçalarını oluşturmaya başladı. Ankara’da gerçekten yeni bir yaşam tarzı gelişiyordu. Bu
dönemde Ankara elitinin gereksinimlerini karşılayabilecek dükkânlar, genişletilen ve hızla yeniden yapılanan Anafartalar Caddesi üzerinde toplanmaya başladı.
Cadde, kısa zamanda alışveriş merkezi olmanın yanı sıra bir cazibe mekânı haline gelmekte gecikmedi. Her şey yeni gelişen asri yaşama uygun ilerliyordu. Hızlı bir şekilde
asri berberler, fotoğrafçılar, kürkçü, kuyumcu, Avrupa modasına uygun fraklar, smokinler, melon ve silindir şapkalar satan dükkânlar açıldı. Cadde üzerinde, yan yana dizilmiş
çok sayıda kuyumcu dükkânı ve sadece kuyumcu esnafının yer aldığı çarşılar hizmete girdi. Caddede Ankara halkının ilk kez tanıştığı umumi tuvaletler bile “asri hela” şeklinde
adlandırıldı. Asri helalarda Ankaralı ilk kez fayanslı tuvaletlerle karşılaştı. İhtiyaç gidermek için değil, sadece fayansları görmek için girenler bile oluyordu. 1950’li yıllardan sonra
Ankara kuyumcularının ağırlıklı olarak Anafartalar Caddesi’nde toplanmaya başladıkları gözlenmektedir. Anafartalar Caddesi, bugün de özellikle kuyumcu dükkânlarının yaygınlığı
ile dikkati çekmektedir. 1960’lı yıllardan sonra mimari bütünlüğü bozulan caddenin eski popülaritesini kısmen kaybettiği söylenebilir.
Anafartalar Caddesi’nin bu bölümünden, Sulu Han’ın (Hasan Paşa Hanı) yukarısında, caddenin sonunda sağa dönülerek Çocuk Sarayı’na ve Samanpazarı’na Ulaşılır. Sağ
tarafında Denizciler Caddesi ayrımı vardır. Caddesin solunda Çıkrıkçılar Yokuşu ve sağında sokaktan inilen Sobacılar Çarşısı vardır. Soldaki kubbeli bina Adliye Sarayı, yol ayrımının
ucunda yer alan anıtsal bina da bir zamanlar Ankara’nın lüks otellerinden olan Büyük Otel’dir. Bu bina günümüzde Gülhane İşhanı adıyla bilenen ve alt katında Ankara’nın meşhur
lokantalarından Boğaziçi Lokantası’nın yer aldığı binadır. Caddenin bu kısmına Tüze Caddesi ismi verilmişti. Tüze, hukuk ile eşanlamlı olduğundan Anafartalar Caddesi
üzerindeki Adliye binasından dolayı bu adı almıştır.