Fransız gezgin Tournefort, kale içinde yer alan kiliseler de dahil olmak üzere Ankara’da toplam 7 kilise ile 2 manastır olduğunu söylemekte ve bir manastırın adının Saint Marie
Manastırı olarak belirtmektedir. Ancak bu sayı, farklı gezginler ve farklı dönemlerde değişmektedir. Ankara’daki Ermenilerin farklı mezhepleri, her birinin de ayrı kiliseleri vardı.
Ankara, Ermeniler için aynı zamanda metropoliltik seviyesinde bir şehirdi. Kayseri ve İstanbul’a bağlı idi. Meshepleri Gregoryan, Katolik ve az sayıda da Protestan idi. Genel olarak
Hisar içinde mahalleri ve Zir ovasında köyleri vardı. Ama Ankara’nın her yerinde de dağınık olarak yaşarlardı. Her ne kadar belli mahalleri olsa da Ankara’da bir getto kültürü yoktu.
Ankara’da yaşayan Ermenilerin günlük konuşma dili ve kilise ayinlerinde kullandıkları ibadet dili Türkçedir. Semavi Eyice, 1896 yılında Ankara ya gelen Von der Goltz adlı Alman
subayın notlarına dayanarak Ermenilerin kilise ayinlerini Türkçe olarak yaptıklarını yazmaktadır. Ancak Ermenilerin dua kitapları Ermeni alfabesi ile yazılmıştır.
Garmir Vank, halk arasında ‘Kızıl Manastır’ olarak adlandırılan yapının asıl adı Surp Asdvadzadzin Vank, Etlik semtinde günümüzde GATA’nın bulunduğu alanında, Çubuk
Çayı kenarında bulunmaktaydı. Vank Manastırı’nı ilk gören 1555 yılında Ankara’ya gelen Hans Dernschawn olmuştur. Bu bilgilerden Manastırı’nın 12. yy’dan bu yana var olduğu
söylenebilir. Birçok araştırmacı ve gezgin bu konuda farklı tarihler vermiştir. Bunun nedeni Manastırın çok daha eski dinsel bir yapı üzerine kurulmuş olmasıdır. Bir binanın eklentisi
şeklinde görünen dinsel yapı, 7 nişli, 8 köşeli ve kubbeli bir narteksten oluşuyordu. Roma dönemine ait muhtemelen Paganist nitelikteki tapınağın, kiliseye çevrilmiş olma olasılığı
yüksektir. Manastırın Hıristiyanlığı yaymaya çalışan, Aziz Paulus tarafından ziyaret edildiği söylencesi oldukça yaygındır. Baedeker, bu tapınağın Roma Dönemine ait bir Minerva
Medica Tapınağı olma olasılığını dile getirmektedir.
Vank Manastırı’nı ziyaret eden gezginlerin aktardığı bilgilere göre ise, manastır sekizgen planlı, üç kapılı ve kubbeli bir yapıya sahipti. İç kısmında İznik çinileri bulunmaktaydı.
Vank Manastırı’nın tam önünde içinde Roma dönemi kalıntılarını da barındıran bir Ermeni Mezarlığı vardı. Bu mezarlığa Ankara’ya sof kumaşı ve tiftik keçisi yünlerinin ticaretini
yapmak amacıyla gelen Avrupalı tüccarların da gömüldüğü bilinmektedir. Burada yer alan bir kısım mezar taşları Roma Hamamı Açıkhava Müzesine taşınmıştır.
Vank Manastırı 1890’lı yıllarda, hıristiyan hacıların dinlenmeleri için 35 odalı bir misafirhane ile büyütülmüştür. İçinde kütüphanesi ve okulu olan manastır kompleksi, günümüze
ulaşamayan Sarıkışla ve Selçuklu Dönemi eseri olan Akköprü’nün yakınında yer almaktadır. 1915 ten sonra cemaatsiz kalan yapı, Milli Mücadele Dönemi’nde kısa bir süre hapishane
olarak kullanılmıştır. 1940’lı yıllara kadar manastırın temellerinin hala orada olduğu bilinmektedir. Halen bir kaç mermer sürün başlıkları ve mimari kalıntılar bölgenin yanında
Hulusi Sayın Parkında bulunmaktadır.
Kaynakça: Avram Galanti, Ankara Tarihi 1-2 , 1950
Ahmet Soyak, https://www.youtube.com/watch?v=YbPaL12KMcg&ab_channel=AhmetSoyak
Ankara: the Holy Mother of God monastery (Source: H. M. Eprigian, Illustrated Indegenous Dictionary (in Armenian), Part 1, Venice, St Lazzaro, 1900)
Ankara Garmir Vank (Kırmızı Manastır) adı ile bilinen Surp Astvadzadzin Manastırının yakın çekim eşsiz bir resmi 1900..
Yavuz İşçen, yavuziscen.blogspot.com
Ahmet Soyak
Foto arşiv H. M. Eprigian