Cumhuriyetin kuruluşuna dek Namazgâh Tepesi olarak anılan bugünkü Etnografya Müzesi’nin bulunduğu tepe, Osmanlı’nın ilk dönemlerindeki bir başka namazgâh olan
Kaleiçi’nden sonra gelir. Osmanlı’da toplu namaz kılınması bir toplumsal kurum olarak kabul edilir ve bu amaçla yerleşim yerinin merkezine yakın, güneye bakan yamacı açık
olan bir tepe seçilir. Bu tepenin Kıble yönüne taştan bir minber ile musalla taşı yerleştirilir. Osmanlı döneminde Ankara’daki devlet büyükleri, Namazgâh’ta pehlivan güreşleri
düzenlemek için izin verir ve katılırdı. Cumhuriyetin ilk yıllarında burada küçük bir şehitlik de vardır. Etnografya Müzesi, Ankara’da “Namazgâh” adıyla bilinen tepenin üzerine
inşa edilmiştir. Yanında Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi de (Türk Ocağı) bu tepede yer alır. Müze binasının önündeki heykel, 1927 yılında İtalyan Heykeltıraş Canonica
tarafından yapılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonra, Millî Eğitim Bakanlığı kültürel mirasın korunması ve sergilenmesi için uygun bir bina yapılmasına karar verir. Binanın tasarımı Mimar Arif
Hikmet Koyunoğlu’na, inşaatı ise müteahhit Erzurumlu Nafiz Bey’e aittir. Namazgâh Tepesi’ndeki arazi, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Millî Eğitim Bakanlığı’na bağışlanır
ve inşaatın temeli 25 Eylül 1925 tarihinde atılır. Müze binası 1927 yılında tamamlanır. 18 Temmuz 1930 tarihinde halkın ziyaretine açılan müze binası, 21 Kasım 1938 tarihinden
Atatürk’ün naaşının nakledildiği 10 Kasım 1953 tarihine kadar geçici kabir görevi görür. Binanın özgün projesinde ters “T” şeklinde bir form vardır. Güneydoğuda tek katlı idari
bölümü bulunan yapıda, bodrum katta da bir oda mevcuttur. Betonarme yapı sistemi kullanılan binada dış yüzeyler koyu renkli kesme taş kaplama, teras katları ise mermerle
kaplanmıştır. Binanın kubbesi kurşunla, çatıları ise bakırla kaplıdır. Ulusal Mimarlık Dönemi’nin en görkemli yapılarından biri olan Ankara Resim ve Heykel Müzesi binası ise,
1927-1930 yılları arasında “Türk Ocakları Genel Merkezi” olarak yapılır. 1926 yılında açılan yarışmada Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu’nun projesi birinci gelir ve binanın inşasına
başlanır. Böylece Ankara’nın tam ortasında bulunan tepe’nin günümüze kadar uzanan silueti de belirlenmiş olur. 1931 yılında ilk Türk Tarih Kongresi bu binada gerçekleştirilir.
Görkemli konser salonunda ise ilk Türk Operası “Özsoy” 1934 yılında ilk defa sahnelenir.
Hariciye Vekâleti
Hariciye Vekâleti, 1926-1927 yılları arasında önemli bir konumda olan Atatürk Bulvarı üzerinde, dönemin Maarif Vekâleti (Millî Eğitim Bakanlığı) tarafından yaptırılır. Maarif
Vekâleti kendisi için bu binayı yaptırır; ancak o dönemde tüm vekâletlerin yer sıkıntısı olduğu için, ülkemizi dış ilişkilerde temsil etmesi gereken Hariciye Vekâleti’ne devreder.
Günümüzde ise Kültür ve Turizm Bakanlığı binası olarak kullanılır. İki katlı bina, dönemin özelliklerine uygun olarak simetrik plan kurgusuna sahip dikdörtgen bir kütle şeklinde
tasarlanır. Zemin katın ortasına yerleştirilen ana salonun etrafı bir koridorla çevrelenir ve cephe duvarları boyunca yerleştirilen mekânlar bu koridora açılır. Hariciye Vekâleti
binasının ön cephesi, iki köşe ve ortadaki bölümün dışarı çıkıntılı olması ve ayrıca ortadaki bölümün kendi içinde üç bölümlü olarak düzenlenmesiyle yedi bölümlü olarak
tasarlanır. Bina, dışarı çıkıntılı bölümlerin üzerini süsleyen tepelikler, her katta farklı kemer biçimlerinin kullanılması, revaklı giriş bölümü ve mermer kullanımıyla Birinci Ulusal
Mimarlık döneminde yapılmıştır ve mimarı Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu’dur.’
Kaynakça: https://arhm.ktb.gov.tr/pages/detail/2007/hakkimizda
https://ankara.ktb.gov.tr/TR-260403/etnografya-muzesi.html
Ankara Haci Bayram Vel Ünverstes Edebiyat Fakültesi Dergs Issn: 2687-6175 Arf
Arif Hikmet Koyunolu’nun Ankara’dak Kamu Yapilari