Zafer Meydanı, Ankara’nın ilk şehir planını oluşturan Alman plancı Lörcher’in 1924-25 yılında çizdiği taslakta, günümüz Atatürk Bulvarı’na “Millet Caddesi” adı verilerek yer aldı.
Bu plan içerisinde Sıhhiye’den Kızılay’a kadar dört ayrı meydan yer almaktadır. Bu meydanlardan biri de Zafer Meydanı’dır. Ankara’nın en eski ve önemli meydanlarından biri olan
Zafer Meydanı, Atatürk anıtıyla merkezlenmektedir. 1927 yılında İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica tarafından yapılan bu heykelde, Atatürk elinde tuttuğu kılıç ve çizmelerindeki
mahmuz detaylarıyla dikkat çeken bir şekilde betimlenmiştir. Heykelin açılışı İsmet İnönü’nün katılımıyla gerçekleşmiştir. Bu anıt, Türk halkının Kurtuluş Savaşı’nda 1922’de
Dumlupınar’da Atatürk’ün başkomutanlığında elde ettiği zaferi temsil etmektedir.
Zafer Meydanı, Ankara’nın gelişimine tanıklık eden bir meydan olarak öne çıkmaktadır. Meydanın çevresi yeşilliklerle donatılarak estetik açıdan güzelleştirilmiştir. Meydanın
her iki tarafında simetrik olarak yerleştirilen parklar, meydanın tasarımını tamamlamaktadır. Meydan, Şûrâ-yı Devlet ve Orduevi binalarıyla beraber önemli bir bürokrasi merkezi
olmuştur. 1960’lı yıllarda Danıştay binasının inşa edilmesiyle meydana yeni bir yapı eklenmiştir. Ancak 1980’lerden sonra bulvarın genişletilmesi ve çevresindeki binaların artmasıyla
meydanın özgün karakteri değişmiştir. Özellikle Sıhhiye yönünden bakıldığında, sol taraftaki parkın altına Zafer Çarşısı inşa edilerek yeşil alan kaybedilmiştir. Bu nedenle meydanın
özgün özelliği azalmıştır.
Bugün, Zafer Meydanı yalnızca Atatürk anıtını barındırmaktadır. Alanın daralması nedeniyle resmî törenler için yeterli bir meydan kalmamış, ancak milli bayram günlerinde
çelenkler bırakılarak meşaleler yakılmaktadır.
Kaynakça: Prof. Dr. Ali Cengizkan, Abdülkerim Erdoğan, Gökçe Günel, Mehmet Narince, “Cumhuriyet ve Başkent Ankara” (2007).