Ancyra, bugünkü Ankara ili Altındağ ilçesi Ulus semti ve
civarını kapsayan bölgede kurulmuş bir Roma kentidir.
M.Ö. 25 yılından itibaren Roma İmparatorluğu’nun Galatia
Eyaleti’ne başkentlik yapmış ve anıtsal yapılarıyla tipik
bir Roma kenti görünümü sergilemiştir. Ancyra’nın tarihi,
Hellenistik Krallıklar Dönemi’ne kadar uzanır. Bu dönemde,
Anadolu’daki krallıkların iç savaşında paralı asker olarak
çağrılan Kuzey Avrupalı Kelt gruplarından Galatlar, Orta
Anadolu’ya üç kabile halinde yayılmışlardır. Bunlardan
Tektosaglar, stratejik bir öneme sahip olan ve bir kale niteliği
taşıyan Ancyra’ya yerleşmişlerdir. Bir süre sonra Tektosag
Galatları, Roma egemenliğine girmişlerdir. Böylece Ancyra,
Roma’nın doğudaki eyalet başkenti haline gelmiştir.
Ankara, aslında iki defa başkent olmuştur. Yerli halk, Keltler
ve Romalıların karışımından oluşan nüfusuyla Ancyra;
sütunlu yolları, şehir meclisi, agora, tiyatro, tapınaklar,
anıtsal çeşmeler, mezarlar, hipodrom, hamamlar, barajlar
(su setleri), sulama alanları ve ayrıca kale ve surlarla
donatılmış bir kentti. Büyük savaşlara tanıklık eden Ancyra,
yaşamın devam ettiği, suyu olan bir kale kenti olduğu
için terk edilmemiş, tahrip olan şehir yeniden ve yeniden
kurulmuştur. Buna rağmen birçok medeniyetin izini
taşıyan bu kentte diğer medeniyetlerin kalıntıları zamanla
kaybolmuş ama izleri hâlâ mevcuttur. 2,5-3,5 metre
derinlikteki kültür katmanlarında izlerine rastladığımız
Ancyra Roması günümüze, yaklaşık 500 yıl kullanılan
hamamının önünden Augustus Tapınağı’na giden sütunlu
yolla bağlanır, şehri koruyan aslanlı heykeller caddeleri
süslerdi. Hamamlarda heykelleri olan mermer havuzlar
alttan ısıtılırdı. Augustus Tapınağı üçgen alınlıklı çatısı
ve sütunlarıyla çevrili bir mabetti ki bulunduğu yerde,
daha öncesinde, Friglerden kalma Men Tapınağı vardı ve
bu bir tepede ya da höyük üzerindeydi. Kalede, şimdiki
Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin olduğu bölgede de bir
Zeus Tapınağı’nın olduğu ve içinde de bir deniz çapasının
bulunduğu eski yazılardan bilinmektedir. Galatia ismi Ankara
ve çevresini ifade ederken kente Deniz Çapası anlamına
gelen Ancyra, Ankyra, Angora gibi isimler verilmiştir. Ankara
ismi de buradan türemiştir. Şehrin sembolü olan deniz
çapası dönemin paralarında ve sikkelerinde görülmektedir.
Denizi olmayan bir kentin adının deniz olması ilginç bir
özelliktir. Gladyatörlerin arenada güreştikleri ve Dionysos
şenliklerinin yapıldığı Ancyra, bir anlamda askeri bir
karakol özelliği de taşımaktadır çünkü Anadolu’nun doğubatı, kuzey-güney yönündeki yollarının kesişme noktasıdır.
Ancyra’nın nüfusu Roma döneminde yüz binin üzerindedir
ve bu sayıya ancak günümüzde, Ankara tekrar başkent
olduktan sonra ulaşılmıştır. Kent, Roma döneminde birçok
yapılarla donatıldığı gibi Ancyra’nın 12 semti (füle) veya
mahallesi de vardı. Bir kitabeden okunanlara göre, bu
semtler şunlardır:
1. Maruragene (Kale içi) 2. Pakalene (Kalenin batı yamacı) 3. Menorizeiton (Tanrı Men adına ayin yapan cemaat
anlamına gelir. Men Tapınağı’nın bulunduğu Hacı Bayram
ile Pakalene füllesinin arası olabilir.) 4. Hieromene (Kalenin güney yamacı) 5. Dios Trapezon (Tanrı Zeus adına ayin yapan cemaat
anlamındadır.) 6. Sebaste (Kentteki yeni yerleşim yeridir. Augustus
Tapınağı ile Çankırıkapı arası olabilir.) 7. Zeus Taenos (Anadolu’nun gök tanrısı Zeus, Taenos
Tapınağı’na ait bir yazıt taşıyan sütun Kale’deki
Arkeoloji Deposu’nun altında bulunduğundan Anadolu
Medeniyetleri Müzesi’nin bulunduğu yöre olabilir.) 8. Claudia Atheneia (Bu, semtin oluşumunda ve bazı
binaların yapımına para yardımı yapan kentin soylu ve
zengin sınıfından bir kadındır.) 9. Hiera Boulaia (Kent meclisinin adını taşıyan semttir.
Olasılıkla tabakhane denilen Bentderesi’ndedir.) 10. Nerva (Birinci yüzyılın sonunda İmparator Nerva
devrinde oluşturulmuştur.) 11. Nea Olympias (Bu semt Hadrianus devrinde, ikinci
yüzyılın ilk çeyreğinde kente eklenmiştir.) 12. Adı bilinmiyor (İmparator Hadrianus devrinde
oluşmuştur.)
Bu fülle’lerin başında semt başkanı denilen Phylarcos
bulunurdu. Bu kişiler semtin güvenlik ve belediye
işlerinden sorumludur. Semtler, halk tarafından seçilen
ve belediye adına tüm kararları alma yetkisine sahip olan
Demos veya Boule adlı meclisle, iç işlerinde bağımsız ve
demokratik olarak yönetilirlerdi.
Günümüzde Rüzgârlı Caddesi tarafında kalıntıları
olan şehrin üçüncü surları, Roma hamamının bitişinde
geçmekteydi. Elmadağ’dan özel su boruları ile getirilen
su, hamam için kullanılırdı. İkinci bir su kaynağı ise
Bentderesi, kalenin dibinde bulunurdu.
Ancyra’nın Roma Dönemi ömrü 250-300 yıl kadardır.
Pers ve Arap saldırılarında şehir ağır bir yıkıma uğramıştır.
Varlığını Bizans Dönemi’nde de sürdüren şehir, önemli
bir Hristiyan merkeziydi. Kudüs’e giden hac yollarının
konaklama merkezi olan şehrin adı İncil’de de Galatlara
Mektuplar diye bir bölümde geçmektedir. Hz. İsa’nın
havarilerinden Pavlus’un dönemin Ancyra’sında gelip
vaaz verdiği de söylenir.
Ağır savaşlar atlatan şehir kalenin surları içine girmiştir.
Bizans Dönemi’nde, Roma Dönemi yapılarının mimari
parçaları yeniden inşa edilen Bizans Ancyra’sında da
kullanılmıştır. Onarılarak kullanılan yapılardan birisi Kale,
diğeri ise Roma Hamamıdır. Günümüz Kale surlarının
önemli bir kısmının onarılma sürecinin III. Michael
döneminde olduğunu biliyoruz. Bir sur üzerine şu yazıtı
kazıtmıştır: “Perslerin kanlı elleri ile yok edilen, diz
çöktürülen Ankara, matem kıyafetini çıkar, gelin elbisesini
giy ve kurtarıcın Michael’in elini tut Galatya’nın en parlak
ve muhteşem şehri.” Harap olan şehrin diğer mimari
unsurları Bizans’ın dışında hem Selçuklu hem de Osmanlı
döneminde tekrar tekrar kullanılmıştır. Kalenin surlarında,
camilerin ve evlerin temel taşlarında, hamamlarda; sütun
başlıklarına, heykellere, kabartmalara ve mezar taşlarına
rastlamak mümkündür.
Kaynakça: Arif Erzen, İlkçağda Ankara Beki L. Bahar, Efsaneden Tarihe Ankara
Yahudileri Ancyra Roma Dönemi Kazı Haritası